Ana sayfa GENEL Katılım bankalarının Türkiye’de pazar payı artıyor

Katılım bankalarının Türkiye’de pazar payı artıyor

254
0
PAYLAŞ

Dünyada katılım bankalarının ekonomik hacmi 2012’de yüzde 20,4 büyüyerek 1,6 trilyon dolara ulaştı. Türkiye’de ise 2013’ün ilk üç çeyreğinde katılım bankalarının pazar payı 90,7 milyar lira aktif büyüklüğü ile yüzde 6,1’e ulaştı, kârlılığı ise yüzde 9 büyüdü.  Son 10 yılda pazar payını önemli ölçüde artıran katılım bankalarının büyüme trendini sürdürebilmeleri için önemli adımların atılması gerekiyor.

Türkiye’de profesyonel hizmetler alanında 28’nci yılını dolduran Deloitte Türkiye, “Türkiye Katılım Bankacılığı: Büyüme Yolundaki Önemli Adımlar” raporunu yayınladı.



Dünya’da yaklaşık 50 yıldır, Türkiye’de ise 30 yıldır faaliyet gösteren katılım bankacılığının 2012 yılı sonu itibariyle dünya çapında büyüklüğü 1,6 trilyon dolar seviyesine yükseldi. Bu büyüklüğün yüzde 81’i (1.296 milyar dolar) bankacılık, yüzde 14’ü (224 milyar dolar) sukuk yani kira sertifikaları, yüzde 3,9’u (62,4 milyar dolar) faizsiz yatırım fonları ve yüzde 1,1’i (17,6 milyar dolar) ise faizsiz sigortacılık alanlarından oluştu.



Deloitte Türkiye Finansal Hizmetler Endüstri Lideri Hasan Kılıç, konuya ilişkin görüşlerini şu şekilde dile getirdi: “Türkiye bankacılık sektörünü bir bütün olarak değerlendirdiğimizde bankacılık, sektörün çok büyük bir bölümünü oluşturuyor, katılım bankacılığı ise sadece %6 civarında. Bu da katılım bankacılığının büyüme potansiyelinin çok yüksek olduğunu, kendi içinde rekabetin yanı sıra tüm bankacılık sektöründe pastadan pay alma konusunda hedefleri olduğunu görüyoruz. Ancak, bunun çok da kolay olmadığı kesin; çünkü bankaların performansı ve büyümesi de önemli gelişmeler kaydediyor ve bu ortamda katılım bankalarının kendine yer açması daha da zorlaşıyor. Bankalar nasıl ürün, müşteriye erişim, alternatif stratejiler geliştiriyorsa, katılım bankaları da hizmet, ürün, şubeleşme ve müşteriye alternatif kanallarla ulaşmada farklılaşmaya giderek payını artırmaya bakıyor. Katılım bankacılığında da müşteri odaklı olma, şubeleşme ve internet hizmetleri gibi genişleme devam ediyor. Yurtiçi ve yurtdışından yeni yatırımcıların bu sektöre gireceğini bekliyoruz. Ayrıca, Istanbul Finans Merkezi misyonu çerçevesinde katılım bankacılığında da İstanbul’un bir merkez olma alt hedefinin belirgin hale getirilmesi ve bu konuda stratejilerin olgunlaştırılmasını da bekliyoruz.”



DeloitteTürkiye Danışmanlık Hizmetleri Ortağı Yücel Ersöz raporla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti; “Katılım bankacılığı ülkemizde çok hızlı bir gelişim trendi yakaladı; ancak büyümenin sürdürülebilmesi için yeni dönemde yapılması gerekenler var. Çünkü katılım bankalarının büyüme hikâyesini yaratan faktörlerin etkinliği, içinde bulunduğumuz riskli dönemde giderek azalacak. Tüm segmentlerde krediler eskisine göre daralacak, müşteri riski önemli ölçüde artacak. Riski doğru yönetmek, doğru müşteriye doğru fiyatı verebilmek büyük önem taşıyacak. Bireysel segmentte zaten seçici olan bireysel müşteri, hizmet kalitesi ile bankaları birbirinden ayrıştıracak. Kredi kartlarındaki yeni düzenlemeler, bireysel müşteriyi çalıştığı banka sayısını azaltmaya iterken küçük ve orta ölçekli bankaların bundan olumsuz etkilenmesi beklenmeli. Bu da katılım bankalarının müşteri hizmet kalitesini en üst düzeye taşıması için bir başka neden olacak. Artık “katılım bankacılığında pazar payımız şu” demek yerine “bankacılık pazar payımız şu” demek daha doğru bir söylem olacaktır.”



Türkiye, katılımı bankacılığı için önde gelen ülkelerden
Rapora göre; Türkiye’de 2000’li yılların başında katılım bankaları, bankacılık sektörü toplam aktiflerinin yüzde 2’sine ancak ulaşırken, 2010 yılında bu oran yüzde 4,3’e yükseldi. Özellikle son beş yıldaki hızlı büyüme ivmesi sonucu 2013’ün üçüncü çeyreği itibariyle 90,7 milyar liralık aktif büyüklük ile bu oran yüzde 6,1’e ulaştı.



Katılım bankacılığı kârlılık performansları değerlendirildiğinde ise dünyada tüm pazarın yüzde 50’den fazlasına sahip Malezya, Endonezya ve Körfez ülkelerine kıyasla Türkiye’nin daha fazla gelişme potansiyeline sahip olduğu belirtiliyor. Ek olarak Türkiye, Pakistan, Bangladeş ve Endonezya ile birlikte katılım bankaları içinde önde gelen pazarlar içinde yer alıyor. Dünyada katılım bankacılığı varlıklarının yüzde 36’sı İran, yüzde 17’si Malezya, yüzde 14’ü Suudi Arabistan’da bulunurken, Türkiye bu listede yüzde 3,1 paya sahip olduğu görülüyor.



Mevduat bankalarına göre daha yüksek büyüme potansiyeli
Rapora göre, ülkemizde katılım bankaları son beş yıl içerisinde aktif büyüklük olarak mevduat bankalarına göre daha yüksek bir performans sergiledi. Katılım bankacılığının 2013 yılı 9 aylık toplam net kârı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9 artışla 786 milyon lira oldu. Söz konusu bankaların performansı incelediğinde ise son beş yılda özellikle Kuveyt Türk’ün katılım bankaları arasında aktif büyüklük pazar payı yüzde 21’den yüzde 26’ya çıkarak önemli bir atılımda bulundu. Bank Asya ise pazar payını yüzde 31,32 bandında sabit tutmayı başarırken, Albaraka Türk ve Türkiye Finans’ın ikişer puan pay kaybettiği görülüyor. Kuveyt Türk ve Türkiye Finans ise son yıllarda net kârlarını önemli seviyede artıran bankalar olarak konumlanıyor. Katılım bankalarının son yıllarda Türkiye pazarı dışında varlıklarını da büyütmek amacıyla Kuzey Irak, Körfez Ülkeleri ve Kuzey Afrika’da şube ve temsilcilikler açma yoluna gittikleri belirtiliyor.



Katılım bankacılığı gelecek trendleri
Rapora göre, şube personeli ile yakın ilişkiler, dini hassasiyetlerin yönlendirmesi, insana saygı ve hürmet, katılım bankacığının tercih edilme nedenleri arasında sıralanıyor. Bu durum katılım bankalarının müşteri ile birebir ilişkiye verdiği önemin sonuçlarını aldıklarını gösteriyor.



Devir atılım devri
Katılım bankası müşterilerinin üçte birine yakınının, aynı zamanda diğer geleneksel banka müşterileri olduğu biliniyor. Bu durum, geleneksel bankaların ürün/hizmet ağının genişliğinin, müşterilerin finansal beklentilerinin tercihte önemli bir faktör olduğunu gösteriyor. Müşterilerin gün geçtikçe şubelere daha az uğrayarak ağırlıklı teknolojik çözümleri tercih etmeleri sonucunda müşteri ile yaratılan güçlü ilişkinin gelecekte katılım bankası performansına da bugünkü kadar etki etmeyeceği öngörülüyor. Bu sebeple, Türkiye’de her ne kadar hızla gelişmiş olsalar da, katılım bankalarının büyüme tempolarını sürdürebilmeleri için yapacakları atılımlarla çok daha geniş kitlelere seslenmeleri tavsiye ediliyor:



• Ürün ve hizmet çeşitliliğin artırılması: Türkiye’deki katılım bankalarının ürün ve hizmet ağı değerlendirildiğinde, yurtdışındaki muadillerine göre geliştirme alanları bulunduğu gözleniyor. Bu alanlar, sadece ürün çeşitliliği alanında değil, yasal düzenleme ve teknolojiye uyumluluk olarak da ifade edilebilir.



• Fonlama olanaklarının yaratılması: Sektörün büyümesi için sadece yurtiçi tasarrufların çekilmesi yeterli değil; bunun yanında taze sermaye ve fonlama ihtiyacı söz konusu.



• Daha geniş kitlelere ulaşımın sağlanması için şubeleşme: Yeni müşterilere hizmet sunabilmek için şubeleşme çalışmalarının önümüzdeki yıllarda da devam etmesi gerekiyor.



• Sosyal medyanın geliştirilmesi: Geleneksel bankaların sosyal medya sayfaları ve bu sayfalar üzerinden sundukları ürün, hizmet ve bilgilendirme, katılım bankalarına göre daha gelişmiş düzeyde.



• Müşteri analitiğinin altyapısının geliştirilmesi: Günümüzde, özellikle şube üzerinden yakın ilişki prensibiyle müşterinin ihtiyaçlarını anlama ve ona özel hizmet sunma, yeni nesil müşterilerin hızla çoğalmasıyla yetersiz kalıyor ve ellerindeki veri tabanını daha etkin kullanarak analitik çözümlerin hayata geçirilmesini gerektiriyor.



• Eğitim kaynaklarının geliştirilmesi: Sadece banka çalışanlarının eğitilmesi değil, katılım bankacılığı üzerinde araştırma yapan akademisyenlerin suretiyle bu bankalar ile çalışan kurumların bilgi alanlarının geliştirilmesi amacıyla yeni eğitim sayı ve içeriğinin geliştirilmesi gerekiyor.



• Algı ve tanıtım faaliyetlerinin güçlendirilmesi: Katılımcıların yüzde 41’i katılım bankacılığı ürünleri konusunda daha çok bilgilendirmeye ihtiyaç duyuyor.

Yorumlar

yorumlar