Ana sayfa YAZARLAR Akademik Başkan mı, sahadan biri mi?

Akademik Başkan mı, sahadan biri mi?

0
0
PAYLAŞ

Son günlerin  en popüler konusu Sayın Murat ÇETİNKAYA’nın Merkez Bankası Başkanı olarak atanması… Ben bu hakkımı bir ay önce kullandığım için (18 Mart tarihli yazım) Murat beyin geçmişi hakkında ikinci bir yazı yazmayacağım.  Ancak atamayla ilgili bazı konulara değinmek istiyorum.

Türk bürokrasi hayatında akademik unvanlar her zaman etkili olmuştur. Hatta son dönemlerde Hükümet, bürokrat seçiminde tercihlerini profesör veya doçent unvanı olan kişilerden yana kullanmıştır. Sayın Başbakanımızın da Profesör olduğunu unutmayalım. Ancak akademik kariyer her zaman gerçek hayatta işe yaramayabilir. Özellikle bakanlıklarda veya diğer kamu kurumlarında üst düzey göreve atanan bu kişilerin zaman zaman altında çalışan kişilerle iyi iletişim kuramadığı bilinir.

Murat ÇETİNKAYA’nın akademik kariyerinin olmaması elbette O’nu zayıf bir başkan yapmayacaktır. Çağdaş dünyada otoritelerin başındaki yöneticilerin empati kurabilen ve karşısındaki cenahı anlayabilen kişilerden oluşması daha önemli. Özellikle ekonomik olarak darboğazlardan geçtiğimiz bugünlerde kanunlarda yazılı katı kurallar yerine piyasaya işlerlik kazandıracak politikalar geliştirilmesi daha önemli.

İşte bu açıdan, ben, Murat ÇETİNKAYA’nın piyasanın içinden gelen bir Başkan olarak avantajlı olduğunu düşünüyorum. Sahadan gelen bir başkan Murat ÇETİNKAYA… Geçmişte Albaraka Türk, Kuveyt Türk ve Halkbank’ta üst düzey yönetici olarak çalışmış. Zaten altında akademik unvanları olan, kaliteli-iyi yetişmiş yüzlerce kişiden oluşan bir ekibi var. TCMB’nin araştırma birimi, Türkiye’nin en kaliteli ekonomistlerini içinde barındırıyor. Kamuoyu ile paylaşılan raporlardan bunu anlayabiliyorsunuz. Bunun dışında da hazırlanan onlarca -yüzlerce rapor Merkez Bankası yöneticilerinin karar almaları için önlerine geliyor. Bu aşamadan sonra seçimi feraset sahibi idarecilere düşüyor. Hangi tercihin ülke için hayırlı olacağına onlar karar veriyor.

TCMB’nin sadece para politikasını, yani fiyat istikrarını, esas alan dar bir çerçeveye hapsedilmesi büyük yanlış. Bu durum TCMB’nin etki alanını sınırladığı gibi, tüm vatandaşların haklarının korunması açısından da büyük eksiklik oluşturuyor. Geçmiş dönemde olduğu gibi, bugün belki daha da kuvvetlenerek TCMB’nin öncelikle banka ve diğer finansal kuruluşlarla, ama daha çok reel sektörle ve hanehalkıyla iletişim halinde olması gerekiyor. Merkez Bankası’nda kritik kararların da tek başına Başkan tarafından alınmadığını da unutmayalım.

Şimdi, TCMB’nin hatta BDDK ve SPK’nın sadece finansal kuruluşları düşünerek politika yürütmelerinin anlamı yok. Reel sektörü, hanehalkını, yatırımcıyı göz ardı eden politikalar dönüp dolaşıp yine finans kurumlarını olumsuz etkiliyor. Ekonomik sıkıntıların yavaş yavaş somutlaştığı şu günlerde piyasanın işlerliğinin sağlanması çok ama çok önemli.

18/03/2016 tarihli yazımda Sayın Murat ÇETİNKAYA’dan katılım bankaları olarak beklentilerimi yazmıştım. Başkanlık atamasını tutturduğum gibi beklentilerimizin karşılığını da alırız inşallah.