Ana sayfa Haberler BANK ASYA “Gereği düşünüldü: Bank Asya’nın iflasına…”

“Gereği düşünüldü: Bank Asya’nın iflasına…”

683
0
PAYLAŞ

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 16 Kasım 2017 tarihli 4. oturumunda, Bank Asya’nın iflasına istinaf yolu açık olmak üzere (üst mahkemeye itiraz hakkı) ve oybirliği ile karar verdi. 

“Dosya incelendi, araştırılacak başka bir husus kalmadığı anlaşıldığından duruşmaya son verildi. Gereği düşünüldü:

  • Asya Katılım Bankası A.Ş.’nin 5411 sayılı yasanın 106. maddesi uyarınca iflasına,
  • iflasın 16.11.2017 saat 15:28 itibarıyla açılmasına,
  • İflas tasfiyesinin TMSF tarafından yapılmasına ve iflasın TMSF’ye bildirilmesine”  karar verildi.

Mahkemenin bu kararından sonra Bank Asya, TMSF tarafından tasfiye edilerek resmi kişiliğine son verilecek.

Peki bu süreç nasıl işleyecek, neler olacak? 

BDDK eski Hukuk İşleri Dairesi Başkanı Senay Öztrak’ın “Bankaların Ve Özel Finans Kurumlarının İflası” adlı çalışmasına göre:

“Türk hukukunda mahkemenin iflas kararı ile birlikte iflas açılmakta ve iflas masası teşekkül etmektedir. Bankalar Kanununa göre Fon, tasarruf mevduatı sahiplerine ödediği paralar için iflas masasına imtiyazlı alacaklı sıfatıyla katılır. Bunun anlamı bankanın malvarlığının paraya çevrilmesinden sonra Fonun alacağına öncelikli olarak kavuşacak olmasıdır.

Bankanın iflasına karar verilmesinden sonra Fon, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı iflas dairesi ve alacaklılar toplantısı sonrasında iflas idaresi görev ve yetkilerine de sahip olarak bankayı anılan Kanun hükümleri çerçevesinde tasfiye etmekle görevlidir. Burada önemli olan nokta Fonun, İcra ve İflas Kanununda adı geçen iflas organlarının tamamının görev ve yetkilerine sahip olmasıdır. Bu sıfatları taşıdığı hallerde Fon, yaptığı işlemler bakımından İcra ve İflas Kanunu hükümlerine tabi olacak ve özellikle icra tetkik merciinin denetimi söz konusu olacaktır.

Türk hukukunda iflasta paraların paylaştırılması aşamasına geçilmesi için alacaklıların hangi sırayla ve hangi oranda pay alacaklarını gösteren sıra cetvelinin kesinleşmesi gerekmektedir. Oysa izni kaldırıldığı için iflasına hükmolunan bankanın Fona olan borçları, masanın nakit durumuna göre sıra cetvelinin kesinleşmesi beklenmeksizin ödenecektir.

Fon, iflas masasının aktifindeki paralarla, iflas idaresi sıfatıyla tahsil ettiği paraları muhafaza ve nemalandırma hususunda, İcra ve İflas Kanununun, paraların devlet bankalarına yatırılmasını öngören hükümlerine tabi değildir. Fon, Harçlar Kanununun, icra ve iflas idareleri tarafından alınmış olan paraların bankaya yatırılmaları halinde faiz, ikramiye ve diğer menfaatlerin devlete ait olacağını öngören düzenlemesine de tabi olmayacaktır.

Hukukumuzda iflas masasının kanuni temsilcisi iflas idaresi olup, iflas idaresi ancak, alacaklıların toplanarak verdiği yetki ile sulh olabilir, tahkim yapabilir. Ancak, 16 ncı maddenin 9 uncu fıkrasına göre Fon, iflas idaresi sıfatıyla ve masanın menfaatine olduğu takdirde her türlü alacaklar bakımından tahkim, sulh, kabul ve feragat yetkilerini haizdir.

Bu konuda son olarak Fonun sahip olduğu bir başka yetkiye daha değinmekte yarar vardır. İcra ve İflas Kanununa göre iflas idaresi, müflise ait menkul ve gayrimenkulleri, bu yasada öngörülen yöntemle satabilecektir. Ancak, Bankalar Kanunu, Fona bu konuda da tam bir serbesti tanıyarak, Fonun İcra ve iflas Kanunu ile Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın müflise ait menkul ve gayrimenkulleri satabileceğini hükme bağlamıştır.”

Yorumlar

yorumlar