Ana sayfa ARAŞTIRMALAR Araştırmadan çıkan çok vahim sonuçlar ve Katılım bankacılığının Emrullah efendileri…

Araştırmadan çıkan çok vahim sonuçlar ve Katılım bankacılığının Emrullah efendileri…

1594
0
PAYLAŞ

Nuh Tufan/@nuheltufans

Bir Müslüman ve sektör içerisinde yer almış biri olarak “diyanet” ve “katılım bankacılığı” kelimeleri zihnimde ne zaman yakınlaşmaya başlasa içim daralmakta;  hele hele bir de bu yakınlaşmaya uzaklardan Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) yansıması eklenince, kızgınlıkla karışık sıkıntı terleri dökmeme neden olmaktadır. Bu halet-i ruhiyeme tuz biber eken bir araştırmadan ve sonuçlarından bahsetmek istiyorum.

Diyanet personeli ve aynı zamanda Sakarya Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi olan Kadir Kızıltepe’nin, Uluslararası İslam Ekonomisi ve Finansı Araştırmaları Dergisi’nde de yayınlanan, Diyanet Personelinin Faiz Hassasiyeti Üzerine Bir Araştırma (*) başlıklı çalışması görmezden gelinemeyecek kadar vahim ve aynı zamanda çok ilginç sonuçlar içeriyor.

Vahamet, Müslüman din adamlarının İslami Bankacılığa bakışından, ilginçlik kısmı ise; nasıl bu kadar önemli ve kat’i sonuçları olan bir mesele için sorulan sorulara “kararsızım” ve “bilgim yok” yanıtlarının yüksek çıkmasıdır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında, ortaya çıkan bu tablo sektörde yer alan insanlar için sürpriz olmamakla birlikte, şayet iyi gözlemlenebilirse katılım bankacılığının içinde bulunduğu fasit daireden çıkışı için çözüm anahtarları içermektedir.

Malumunuz katılım bankacılığı ülkemizde istenen seviyeye bir türlü gelememektedir. Burada “istenen seviye” den kastım, salt rakamsal ve hacimsel büyüklükten oluşmamakta, milletimizin nazarında katılım bankalarının doğru anlaşılamaması, menfi imajı ve güven sorununu kastetmekteyim.

İslami olma iddiası olan katılım bankacılığının acaba Müslüman din adamları nazarındaki durumu nedir? Sorusuna araştırmanın şu ana kadarki verilecek en gerçekçi yanıtları barındırdığını ifade etmeliyim.

Araştırmanın tüm sonuçlarını burada kritik edemeyeceğimden öncelikli birkaç sonuç üzerinden görüşlerimi arz etmeye çalışacağım.

Türkiye’ de katılım bankalarının işlemlerini tamamen İslami usullere göre yaptıklarına inanan Diyanet personelleri sadece ama sadece %7.9 olurken, faizsizlik prensibi gibi su götürmeyecek ve muğlak kalmayacak bir konuda bile kısmen katılıyorum diyenler %36.5, kısmen katılmıyorum %11.4, kesinlikle katılmıyorum %12,9 kararsızlar %31,3 olmaktadır.

Katılımcılara paralarının ne şekilde değerlendirecekleri sorulduğunda, % 81,8 gibi büyük bir çoğunluğu faizsiz devlet bankasında değerlendireceğini belirtmiştir. Fakat bu yanıtı veren Diyanet personelinin %73.9 kısmının bir katılım bankasında hesabı bulunmamaktadır. Burada da çelişki ve güvensizlik gözler önünde sergilenmektedir.

Kadir Kızıltepe’nin yazısında yer alan onlarca soruya verilmiş yanıt, bu ve buna benzer şekilde dehşet verici sonuçlara götürmektedir. İlk bakışta bu bilgisizlik ve güven cinayetlerinin tek faili Diyanet gibi görünse de gerçekte tek bir fail vardır. Bu da katılım bankalarının kendisi ve Türkiye Katılım Bankaları Birliği’dir.

Kendini yani katılım bankacılığını din adamlarına dahi doğru anlatamamış, ikna edememiş bir sektör nasıl olur da “İslamî” olma iddiasını sürdürerek gelişme ve büyüme bekler? Din adamları bile mutmain olmamışken, toplumun diğer fertlerinden sisteme inanmalarını, güvenmelerini beklemek, kasıt yoksa tam anlamıyla safdillik değil midir?

Vaktin birinde, has daire sayılabilecek samimi bir ortamda mikrofonu eline alan bir katılım bankası yöneticisi: 5 banka %5 pazar payı yakışmıyor bu Müslüman ülkeye… Kardeşim vatandaşta faiz kaygısı yok ki bizi tercih etsin. Bu kadar çalışmamıza, ancak bu kadar oluyor. Diyanet’in bile maaş ödemelerini alamadık! demiştir. Bu sözler tam da içinde debelendiğimiz trajikomik vakayı özetlemek için birebirdir.

Yine vaktin birinde, Maarif Nazırı Emrullah Efendi; “şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim” diyerek tarihe altın harflerle geçmiş ve ne kadar sorumluluk sahibi olduğunu ifade etmiştir.

Üzülerek ifade etmeliyim ki Emrullah Efendiler katılım bankacılığında da var.

Emrullah Efendiler yıllardır aynı sızlanmaları tekerleme gibi dile getirip, başarısızlıklarını yukarıdaki yöneticimizin yaptığı gibi milletimize havale etmeyi tercih etmektedirler. Emrullah Efendiler son zamanlar da artık o kadar işin suyunu çıkardılar ki, rakamlardan ve somut göstergelerden ibaret olan bankacılık sektöründe yer almalarına rağmen, dönem sonu verilerinde bas bas bağıran başarısızlıklarını bile başarı gibi okumaktan çekinmemektedirler.

Emrullah Efendiler 20 yıl aynı koltukta yöneticilik yapmalarını üstün başarılı olmalarının mükâfatı olarak görürler. Personellerine her seferinde katılım bankacılığı ilkelerinden bahsederler fakat ömrü boyunca faiz alıp satmış bankacı eskilerini yönetime almaktan da geri durmazlar.

Emrullah Efendilerin bugün murabaha anlatmasını izlerken, yarın başka bankada düşük faiz vurgusu yapan açıklamalarını görmemiz çok normaldir. 

Emrullah efendiler geçmişte olduğu gibi gelecekte de böyle hayırla yâd edilmeye devam edeceklerdir. Temennim, bir an önce fabrika ayarlarına dönmemiz ve Emrullah Efendileri emekli ederek sektörün içinden yetişen genç samimi arkadaşlarla yola devam etmemizdir. İnşaAllah amaç hâsıl olmuştur.

Vesselam.

Mart 2018-İstanbul
Nuh Tufan/@nuheltufans

*-http://ijisef.org/index.php/IJISEF/article/view/263/134
*-Kadir Kızıltepe  Sakarya Üniversitesi, İslam Ekonomisi ve Finansı Anabilim Dalı YL Öğrencisi

Araştırmanın tamamı için tıklayın

 

Yorumlar

yorumlar